Emziren anne oruç tutabilir mi? Nihat Hatipoğlu

Emziren anne oruç tutabilir mi Nihat Hatipoğlu cevaplıyor..
Çocuk Emziren Anne Oruç Tutabilir mi?, Sütü kesilebilir mi?, Orucun Bebeğe (Çocuğa) Bir Sakıncası Olur mu? Oruç tutanın Sütü kesilebilir mi?, Emziren Anne Oruç tutarsa Bebeğe (Çocuğa) Bir Sakıncası Olur mu?, Hamile Olanlar Oruç Tutabilir mi?..
''Zann-ı galip ile, kendi hayatından veya çocuğunun hayatından korkan hamile yahut zahirü'r rivayeye göre, anne olsun, süt anne olsun emzikli kadın oruç tutmayabilir.'' (İbn Âbidin, IV, 338) hükmü kayıtlıdır. Esas olan; gerek hamile, gerek çocuk emziren kadınların, kendi nefislerinin veya çocuklarının helâk olma tehlikesinin bulunmasıdır. Nitekim Fetevay-ı Hindiyye'de:
''Hâmile olan veya çocuk emziren kadınlar; gerek kendi nefislerinden, gerekse çocuklarının helâk olmasından korkarlarsa oruç tutmayabilirler veya iftar edebilirler. Bu durumdaki kadınlara keffaret gerekmez, daha sonra oruçlarını kaza ederler.'' denilmektedir (İbn Âbidin, I, 207).

Bir diğer kaynakta şu şekilde açıklama yapılmaktadır:

Kur'an-ı Kerim, 'Ey insanlar başkaları için iyilikte bulunun ve kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın' der. Din alimleri, 'Anne ve bebek sağlığı ile ilgili risklerden dolayı İslam dini, hamilelikte ve emzirme döneminde oruç yükümlülüğünü kaldırmıştır' diyor ve ekliyorlar, 'Bu görev, emzirme bittikten sonra yerine getirilebilir.'

'Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez' buyuran İslam dini, yolculuk sırasında bile oruca izin vermezken, hamilelerin ve annelerin oruç tutmak konusundaki ısrarı, anne ve bebek sağlığı açısından çok önemli riskleri de beraberinde getiriyor.

Hamilelik ve emzirme süreçlerinde oruç tutmanın riskleri konusunda uzmanlara danıştık..

SÜTÜNÜZ DE, SÜTÜNÜZÜN KALİTESİ DE AZALABİLİR
Dr. Ela Tahmaz (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı):
İlle de oruç tutmak istiyorum, diyen emzikli annelerin bebeklerinin 6 aydan büyük veya başka nedenlerle ek gıdaya başlamış olması gerekir. Ayrıca bu annelerin sahura kalkması çok önemlidir. Çünkü anne sütü bebeğin gelişimi için büyük önem taşır. Buna bağlı olarak emziren annelerin oruç tutması da bebeğin sağlığını yakından ilgilendiriyor. Oruç tutan annelerin süt kalitesinde azalma görülüyor. Yapılan araştırmalar, kısa süreli yemek yememenin anne sütünü azaltmadığını, ancak kısa süreli sıvı kaybının sütü azaltabileceğini gösteriyor. Örneğin; 2-5 ay arasında bebeği olup emziren kadınlar arasında yapılan bir çalışma, oruç sırasında anne sütünün içeriğinde bir miktar değişim olduğunu ortaya koydu.
Çalışmada, alınan enerji miktarı, protein, A ve C vitamin gibi elemanların günlük ihtiyacın altında kaldığı saptandı. Bu da emziren annelerin oruç sırasında süt kalitesinin etkilendiğini kanıtlıyor. Oruç tutmanın ve tüm gün su içmemenin yarattığı en önemli risk, annenin sıvı kaybına uğramasıdır. Eğer su kaybı fazla olursa annenin süt üretimi azalır. Böyle bir durumda eğer anne çok susadığını veya halsiz düştüğünü hissederse su içmelidir.
Bazı oruç tutan anneler için sıvı kaybı diğerlerine göre daha ciddi bir durum yaratabilir ve süt miktarının daha sonra tekrar arttırılması zor olabilir. Emziren annelerin, özellikle bebeğin sadece anne sütüyle beslendiği ilk 6 ayda bütün gün su içmemeleri doğru değildir. Oruç tutabilmek için gereğinden önce ek gıdalara ve mamaya başlanması bebeğin sağlıklı gelişimi açısından yanlıştır.

HAMİLELER GÜNDE 4-6 ÖĞÜN YEMELİ
Op. Dr. Serhat Partalcı (Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı):
İnsanoğlu uzun süre açlığa dayanabilirken, gebe olanlar için bu sürenin üçte bir oranında daha kısadır. Dolayısıyla hamilelerin günde 4-6 öğün eşit aralıklarla yemek yemesi gerekir. İslamiyet'e göre hamilelik dönemi oruç açısından muafiyet gerektiren özel bir durumdur. Fakat, bizler gebe kadınların yine de oruç tuttuğunu gözlüyoruz.
Gebe kadınlarda beslenmenin zayıf olması kanda düşük şeker seviyelerine, düşük şeker yağ hücrelerinin yıkımına, bu yıkımın da kanda 'keton' adlı cisimciklerin artmasına ve bebeğe geçmesine sebep oluyor. Bu durum, bebekte nörolojik ve psikolojik yan etkiler oluşturabiliyor. Ayrıca, oruç tutan anne adaylarında uzun süren açlık; halsizlik, sinirlilik, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi sorunlar yaratıyor.
Gebelik döneminde, gebelik hormonları ve karında büyüyen rahmin oluşturduğu baskı nedeniyle, mide-bağırsak sisteminde zaten problemler yaşanıyor. İlk aylarda bu problemler ağırlıklı olarak kusma ve bulantı şeklinde görülüyor.
Kusma, potasyum kaybına sebep oluyor ve muz, üzüm kuru kayısı gibi meyvelerden potasyum takviyesi alınmasını tavsiye ediyoruz. Oruç tutma nedeniyle sahur ve vücuda fazla besin depolama çabası ise anne adaylarında hazımsızlık ve kilo artışı gibi şikayetlere yol açıyor.
Aç kalmak ise daha ağır şikayetlere neden oluyor. Gebelikte vücutta tutulan sıvı miktarı artar, bu dengeyi korumak için sıvı alımının da arttırılması gerekir. Gebelikle sıklıkla yaşanan kabızlık sorunu için ise posalı gıdaların tercih edilmesi önemlidir.
GEBELİKTE ORUÇ, KANDA KETON SEVİYESİNİ ARTTIRIYOR!
Op. Dr. Mete Bostancı (Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı):
Bebeklerinin sağlığından yükümlü olan gebelere 3-4 saatte bir düşmeye eğilimli kan şekerlerini sabit halde tutmak için küçük öğünler alması önerilir.
Uzun süren açlık ve susuzluğun gebelerde yarattığı etkiler vardır. Bebek için en büyük tehlike, ileride nörolojik ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek 'keton' adı verilen bir maddenin uzun süren açlık ve susuzluk sırasında kanda artışıdır.
Hem anneye hem de bebeğe zararlı olabilecek ketonlar, uzun süren açlıklarda vücudun şeker deposunun tükenmesi ve hücrelerin enerji gereksinimi için yağların yakılması sonucu ortaya çıkar. 1995 yılında American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde yayınlanan bir çalışma, kontrol edilemeyen diyabet ve uzun süreli açlık gibi durumlarda kanda oluşan yüksek keton oranlarının ileride bebeklerin beyin ve psikolojik fonksiyonlarında bozukluğa neden olduğunu ortaya koyuyor.
Gebelerde damarlarda dönen kan ve sıvı miktarı çok artar. Bu kan ve sıvı miktarını koruyabilmek için gebelerin günde en az 3 litre sıvı almaları gerekir. Sıvı azalması durumunda kan basıncı düşer, plasentaya ve dolayısıyla bebeğe giden kan akımı azalır. Bunun sonucunda bebeğin oksijen alımı ideal oranların altına düşebilir. Özetle, oruç tutmak isteyen hamile kadınların orucu, hamileliğin sonunda kaza orucu şeklinde tutmaları hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlığı açısından çok daha olumlu olacaktır.
Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Süper Loto sonucu 22 Haziran 2017 sonuçları
Süper Loto sonucu 22 Haziran 2017 sonuçları
Yeni Valiler Kararnamesi 2017 Listesi Hazırlanıyor! En Son Dakika Merkeze Alınan Valiler ve İsimleri Resmi Gazete
Yeni Valiler Kararnamesi 2017 Listesi Hazırlanıyor! En Son Dakika Merkeze Alınan Valiler ve İsimleri Resmi Gazete