Reklamı Geç
Advert
Değişmeyen Tek Şey Değişim
Selen Özdemir

Değişmeyen Tek Şey Değişim

2011 - 2012 öğretim yılından itibaren geçerli olmak üzere ÖSYM tarafından sunulan yeni sınav uygulaması ile birlikte son yıllarda değişimden bir türlü sıyrılamayan eğitim sistemimiz hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Algılar düşünceler her zaman farklılık gösterebilir ancak bu seneki mezunlardan biri ve öğrencilerin genel görüşlerinin kalemi olarak, değişimden olumlu etkilenemeyen belki de tek tarafın bizler olduğunu açıkça belirtebilirim. 

Bu sene ilk kez uygulanan, güncel bir örnek olan ''15 dakika'' kuralı ile başlayacak olursam, ülke genelinde ses getiren ve üzücü anlara neden olan bir yenilik diyebiliriz. Bu kural ile adaylar, sınav başlangıç saatinden 15 dakika öncesinde sınav salonlarında hazır olacaklardı. Yani saat 09:45 sonrasında salonlara öğrenci alınmayacaktı. ÖSYM bunu kendi sitesinden duyurdu, çoğu okulda ve internet ortamında uyarılar yapıldı fakat yine de yetişemeyen, geç kalan, bir iki dakika ile kaçıran öğrenciler oldu ve akşam haberlerinde göz yaşlarını, sitemlerini seyrettik. Ortak görüş bu manzaraların can acıtıyor oluşuydu. Ancak haklı/haksız konusunda ayrıma düşüldü. Kimileri erken gelseymiş dedi, kimileri sınav saatine 15 dakika varken öğrencilerin 1 yıllarını çöpe atacak bu uygulamayı kınadı. Haziran ayında yapılan ikinci sınavda (LYS) uygulama biraz daha oturmuş olmalı ki, okul bahçelerinde ağlayan öğrenci sayısı azalmıştı. Yani söylemek istediğim yine olan bizlere oldu. Denendi, oldu veya olmadı bu yetkililerin takdirine kaldı.

İnsanların benimsemesine fırsat verilse belki de olumlu sonuçlar doğuracak birçok uygulama ve yenilik, değişimin rüzgarında kaybolup gidiyor. İnsanların olumlu olumsuz eleştirileri bitmeden uygulamaların bir yenisi geliyor ve bence insanların eğitim sistemindeki memnuniyetsizlikleri de asıl bu noktada başlıyor. Yani aksaklıkların ana sebebi değişim, daha doğrusu bitmeyen değişim. Öğrencilerin kendilerini denek olarak görmelerinin sebebi de. Verdiğim örneğe göre daha kapsamlı bir durumdan bahsedecek olursam, 2012 yılında uygulamaya konan 4+4+4 eğitim sistemini ele alabilirim. Bu yenilik uygulanmaya başlandığı ilk sene oldukça ses getirdi, eleştirilerin çoğu olumsuzdu ve eleştirilerin bir kısmı da akademisyenlerden gelmişti. 12 yıl zorunlu eğitimi amaçlayan bu uygulama eleştirilere kulak asmadı ve sonuç; insanlar benimsemeye başladı. Olumsuz görüşler bitmedi belki ama en azından güzel sonuçlara yol açabileceği yönündeki düşünceler arttı. Bu durum da öğrencilerin ve velilerin güven duygusunu pekiştiriyordu. Fakat son 1 yıldır internet üzerinde 3+3+3+4 denilen yeni bir sistemin getirileceği söylentileri dolaşıyor. Eğitim yaşını 4'e kadar çekmeyi hedefleyen bu yeniliğin şimdilik netliği olmamakla birlikte insanların kafalarını karıştırdığı kesin. Yani bu tip söylentilerin olması bile öğrencilerin, velilerin sisteme güvenini azaltıyor. Bu durumun gerçeklik kazanması demek 5 yıl içinde 2 sistem değişimi demek, ki bu da 12 yıllık temel eğitimle alakalı köklü bir olay. Belki mevcut sistem iyi, belki yenisi daha iyi, belki de değil bilemiyoruz. Çünkü alışma, benimseme fırsatımız olmuyor. Sorun da bu. 
Ezbere dayalı sistem, her yıl yapılan müfredat değişimleri, yeni kurallar, uygulamalar, hatta 160 dakikalık sınavlara bağlanan öğrenci gelecekleri... Bunların tümü bizlerin üzerinde stres, endişe yaratmaktan öteye gidemiyor. Umuyorum ki daha oturaklı, daha sistematik, öğrenciyi daha çok düşünen bir eğitim sistemi vardır önümüzde. Bu ülkenin cevherleri çok, bu ülkenin zehir gibi çalışan kafaları çok. Bu ülkenin bir tık daha iyi bir eğitim sistemine ihtiyacı var. Katı kurallara ve bitmeyen değişimlere değil.

Selen Özdemir
selen@kayabasimahallesi.com

Bu Habere Yorum Yap
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başakşehir'de cinayet! İş adamı karısını vurdu!
Başakşehir'de cinayet! İş adamı karısını vurdu!
Eski SAT komandosu Ali Türkşen'den Meral Akşener’e yeşil ışık! Kimdir? Vikipedi Eşi
Eski SAT komandosu Ali Türkşen'den Meral Akşener’e yeşil ışık! Kimdir? Vikipedi Eşi